• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/sunumvaaz.vaaz

Vaazın Yeni Yüzü

VAAZ

Anasayfa

Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de, doğrudan insana hitap etmesi de insan onurunun Allah katında hangi değerde olduğunu göstermektedir. Allah’ın bu şekilde doğrudan hitabı âdeta onunla konuşmasıdır ve bu, insanı değerli kılar. Allah’ın insanı yaratıp onunla kitap ve peygamberler vasıtası ile iletişim kurması; hitabını ve rasulünü buna vasıta kılması da insana verilen değeri ortaya koymaktadır.
Ensâr-Muhâcir kardeşliği denildiğinde, üzerinde durulması gereken bir diğer önemli husus da, bu kardeşliği tesis eden Hz. Peygamber (a.s.)’ın dehasıdır. Yeni gittiği bir topluluğa, onlara her türlü yük olacak bir nüfus ile sığındığı halde, bu topluluk içinde her hangi bir rahatsızlığın oluşmasına meydan vermediği gibi, aksine öyle bir kardeşlik ve sosyal bütünleşme tesis ediyor ki, insanlar birbirlerini doyurmadan kendileri doymuyor… Neredeyse tam bir "Îsar" ahlakı sergileniyor. Kuran bu ahlakı överken, "Onlar, kendileri ihtiyaç halinde oldukları zaman bile kardeşlerini kendilerine tercih ederler.." diye anlatmaktadır. Mescid-i Nebî’nin (a.s.) Sofasında, aç bir insan kalmayıncaya kadar Ensâr evine gidip yemeğini yemiyor ve istirahata çekilmiyordu...
11.04.2013
05.04.2012
“Sevgili Peygamberimizin (sas) kutlu doğumu vesilesiyle bugün bir kez daha hatırlatmak isterim ki insanın ucuzladığı, bir meta haline dönüştüğü, insan onurunun göz ardı edildiği, zedelendiği, ayaklar altına alındığı, insanlığın kaybolmaya yüz tuttuğu, insanı onursuzlaştırma, itibarsızlaştırma, değersizleştirme ve değerlerinden soyutlama gayretlerinin küresel ölçekte politikalar haline geldiği günümüzde, bütün alemleri onurlandırmak için gönderilen rahmet yüklü adalet, hikmet yüklü ahlak peygamberinin onur mücadelesini ve insana bakışını yeniden keşfetmeye ve bu keşfimizi toplumun bütün katmanlarına açmaya her zamankinden daha fazla muhtacız” (DİB,Başkan Görmez)
"Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır..."1 Bu ilâhî düstur, insanlar arasında yaratılış bakımından fark olmadığını bildirmekte "İnsanların Allah katında en değerli olanı, O'na karşı gelmekten en çok sakınandır." ilkesi ile de insanlığı iyilikte birbirleriyle yarışmaya teşvik etmektedir. İslam, bütün insanları bir gerçeğe; imana çağırmıştır. Hür iradeleri ile tevhide inanmış, hak ve hayır üzerinde birleşmiş olan bütün müminler birbirlerine kardeştirler. Bu kardeşlik onları birleştiren, onlara manevî hayat bahşeden bir ruh olmuştur.
08.03.2013
05.04.2012
Hz. Peygamber (sas) bir misyon (görev) insanıdır. Rabbinden aldığı vahyi insanlara ulaştırmakla görevlendirilmiştir. Davetinin muhatapları, kendilerine göre inanç değerleri oluşturmuş, ibadet ritüelleri ihdâs etmiş ve bunu da din edinmiş topluluklar idi. İşte bu noktada Hz. Peygamber (sas)’in bu insanlara ve değerlerine bakışı, önem arz etmektedir.
“Irk mı önemli, hamiyet-i milliye mi, yoksa din kardeşliği mi önemli ve üstündür?” Allah katında tek üstünlük, Allah korkusundaki ve ahlâk güzelliğindeki üstünlüktür.1 İnsanlar da bu değerleri üstünlük değeri sayarlarsa ne âlâ! Aksi takdirde insanların değer verdikleri başka üstünlüklerin Allah katında ve hakikatte hiç ehemmiyeti yoktur.
08.03.2013
07.04.2012
Kardeş denildiğinde akla genellikle aynı anneden ve babadan dünyaya gelen kişiler gelmektedir. Bu soy-sop kardeşliğinin dışında bir de aynı dine veya dünya görüşüne mensup olmayı ifade eden akide kardeşliği sözkonusudur. Kardeş olmak, arkadaş ve sadık dost olmak; sevinçte ve kederde beraber olmayı göze almak demektir; bunu fiili olarak göstermek demektir, sevmek, saymak, güvenmek, merhamet etmek, yardımlaşmak ve dayanışmak demektir. Bunlar olmadan kardeşlik iddiasının bir anlamı olmaz.
İslam’dan evvel Arap kabileleri ve aşiretleri arasında düşmanlıklar, kan davaları, baskınlar ve savaşlar eksik olmazdı, can ve mal emniyeti yoktu. Baskın basanın, söz galibin idi. İslam, bu durumu bertaraf etti.
09.04.2012
09.04.2012
İnsan, yaratılışı gereği kendi Yaratıcısı ile yakınlık kurma ihtiyacı hisseden bir varlıktır. Yüce dinimizde insanın Yaratıcısı ile yakınlık kurmasını sağlayan sayısız yollar vardır. Bütün ilahi dinlerde yer alan ve Allah'a yakınlık sağlamaya vesile olan şey anlamındaki kurban ibadeti de bu yollardan biridir. Dinimizdeki kurban ibadeti, yüce Allah'a karşı engin ibadet duygusunu bize kazandırır. Kurban, fert ve toplum hayatı açısından çok çeşitli işlevi olan mali bir ibadettir. Bu ibadetimiz, kendisinden hedeflenen insani ve sosyal manalar özümsenerek ifa edilmelidir.
Kurban kesmenin önemine dair hadislerdeki vurgulu ifadelerden, Peygamberimizin (s.a.s.), ümmetinden mali durumu müsait olanların kurban kesmemesini kabullenemediği, hiç kimsenin kurban borcuyla Allah'ın huzuruna çıkmasını istemediği için de, kestiği kurbanların sevabına ümmetini de iştirak ettirmiştir.
11.10.2012
11.10.2012
Kurban gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan mali bir ibadettir. Kişi kurban kesmekle Allah'ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Mü'minler her kurban kesiminde Hz. İbrahim ile oğlu İsmail'in Cenab-ı Hakk'ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı sınavın hatırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri itaate hazır olduğunu simgesel davranışla göstermiş olmaktadır.
Hanefî mezhebine göre, kurban kesmeyi vâcip kılan zenginliğin ölçüsü, zekâtta ve fıtır sadakasında aranan zenginlik ölçüsüyle aynı olup kişinin borçları ve aslî ihtiyaçları dışında 20 miskal (80.18 gr.) altına, ya da buna denk bir paraya veya mala sahip olmasıdır.
11.10.2012
12.10.2012
Kurbanın dinî dayanağı nedir? Kurbanın meşru oluşu Kur‟an-ı Kerim, Sünnet, İslam âlimleri ve İslam ümmetinin görüş birliği (icmâ) ile sabit bir ibadettir. Kurbanın meşru bir ibadet olduğuna dair Kur‟an-ı Kerim‟de deliller mevcuttur. Hz. İbrahim‟in oğlu Hz. İsmail‟in yerine bir kurbanın, Allah tarafından kendilerine fidye (kurban) olarak verildiği açıkça bildirilmektedir (Sâffât, 37/107). Kurban‟ın meşruiyetine işaret eden başka ayetler de vardır: “Kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belirli günlerde Allah‟ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.” (Hacc, 22/28)
Bayramlar milletlerin kardeşlik günleridir. Kötülük yapana, iyilik yapmanın, dargınlıkları ortadan kaldırmanın af ve hoşgörünün zirvede bulunduğu zaman dilimleridir. Her şeyin gönlünüzce olmasını diliyor nice bayramlara esenlik ve huzur içerisinde ulaşmanızı Cenab-ı Allah’dan niyaz ediyorum.
24.10.2012
24.10.2012
Umre ve hac yapan bir kimsenin kabul olunacak bir umre ve hac yapabilmesi için bilmesi ve yerine getirmesi gereken âdâb pek çoktur. Bunlardan bir kısmı farz, bir kısmı ise müstehabtır.
Ve sen ey Allah'ın "müttefik"i, ey İbrahim'le "aynı yolu takib eden"! Sen ki Tavaftan geliyorsun, Hacc işini kadınların Tavafıyla birlikte bitirmişsin, kendini Tavaf eden halkta fena etmek İbrahim suretinde çıkıp geldin. Ka'be mimarının, Harem şehri inşa edenin, Mescid-i Haram'ı bina edenin makamında durmuş, Müttefik'in -Allah- ile karşılaşma imkanı elde etmişsin.
20.09.2012
20.09.2012
Kişi hacca giderken kendi kendine "hacc ne demektir diye sormalı ve haccın Allah'a doğru yükselmesi olduğunu bilmelidir." Hacc ibadeti pek çok şeylerin aynı anda gösterisidir
İnsan özünde iyidir, maddi tabiatında içkin bulunan İlahi tabiatı (nefha-i ruh) onu iyiliğe ve güzelliğe yöneltir. Onu yapabilir kılan kuvvetleri vardır, bu kuvvetleri meşru çerçevede kullansa o zaman güç adalete, bilgi hikmete, şehvet iffetle neslin devamına hizmet eder. Haksızlıklara karşı öfke duymak gerekir, hayırlı iş yapan insanlara imrenilir, kötülere karşı düşmanlık beslenir.
20.09.2012
20.09.2012
Mevlâ bizi afvede Gör ne güzel ıyd olur Cürm ü hatalar gide Bayram o bayram olur Merhamet ede Rahîm Dermanı vere Hakîm Lutfede lutf-i Kadîm Bayram o bayram olur
Bayram günleri sevinç ve mutluluk günleridir. O sebeple Peygamberimiz (s.a.v) “ Arefe günü, kurban günü ve teşrik günleri biz Müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme içme günleridir.” ( Ebu Davut, Savm 50) buyurmuştur. Bunun için Ramazan bayramın da ilk gün, Kurban bayramında da dört gün oruç tutmak Hanefilere göre tahrimen mekruh, Şafi ve Hanbelîlere göre de haram kabul edilmiştir. Malikiler ise kurbanın dördüncü günü oruç tutmayı mekruh saymışlardır.
06.10.2013
05.10.2013
 8 


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam99
Toplam Ziyaret969050
Hava Durumu
Anlık
Yarın
15° 22° 17°
Saat
Vaaza Başlama Duası

Mevlid Kandili Dua Örneği

Dua

VAAZ KILAVUZU

KURBAN DUASI
KURBAN REHBERİ