• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/sunumvaaz.vaaz
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Mübarek Geceler

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.75606.7831
Euro7.42477.4544
ÖRNEK BİR VAAZ PLANI VE VAAZ DUASI
VAAZ HAZIRLAMA VE SUNMA TEKNİKLERİ

Anasayfa



Hz. Peygamber döneminde cami eğitiminin hedef kitlesi çocuk, genç, yaşlı, kadın ve erkek ayrımı gözetilmeksizin bütün Müslumanlardan oluşuyordu. Günümüzde ise, erkek cemaatin camilerde sunulan hutbe, vaaz ve diğer etkinlikler yoluyla önemli ölçüde yaygın din eğitimi hizmeti aldığı, ancak kadınlarıncami eğitiminden yeterince yararlanamadığı görülmektedir. Din hizmetleri alanındaki bu eksikliğin giderilerek cami eğitimini kadın-erkek, genç-yaşlı ayrımı yapılmaksızın toplumun tamamını kuşatacak bir özelliğe kavuşturmak son derece önemlidir.
Kur’an-ı Kerim’de mescidlerden pekçok yerde bahsedilmektedir. İnsanoğlunun ilk mescidi, ilk ibadet makamı, Kur’an’ın ifadesiyle Kabe-i Muazzama’dır. Allah, bu mescidi “Beytullah” yani “Allah’ın evi” olarak nitelemektedir. Peygamberimiz de, bir soru üzerine bu mescidi ilk inşa edenin Hz.Adem olduğunu bildirmektedir. Yine Peygamberimizin ifadesine göre, yeryüzünde ilk inşa edilen mescid, Mekke’deki Mescid-i Haram, ikincisi ise Kudüsteki Mescid-i Aksa’dır.
20.09.2013
20.09.2013
Mescidin Suffa adı verilen bölümünde, planlı ve programlı bir eğitim faaliyeti yürütülüyordu. Bu durum o dönemde mescidin ibadet yeri olmasının yanısıra, bir okul vazifesi de gördüğünü ortaya koymaktadır. İslâm'ın ilk dönemlerinde caminin görevi çok geniş tutulmuştur. Müslümanlar bu anlayışın sonucu olarak camiyi ibadet edilen, ilim öğrenilen, siyasî ve sosyal işlerin görüşülüp karara bağlandığı, ordu karargâhı, kaza dairesi, elçilerin kabul edilip diplomatik görüşmelerin yapıldığı bir makam ve bazen de hapishane olarak kullanmışlardır.
Yeryüzünde kurulan ilk mescit Kâbe-i Muazzama'dır. Allahu Teâlâ şöyle buyurur: "İnsanlar için yeryüzünde kurulan ilk ev Mekke'de bulunan mübarek ve âlemler için bir hidayet kaynağı olan Kâbe dir" (1). Ebû Zerr (r.a)'den rivayete göre, şöyle demiştir: Resulullah (s.a.s)'a, yeryüzünde ilk defa hangi mescidin tesis edildiğini sordum. Cevap olarak; "Mescid-i Haram" buyurdu. Bundan sonra hangisi inşa olundu, dedim Mescid-i Aksâ" buyurdu. İkisinin inşası arasında ne kadar süre bulunduğunu sordum. "Kırk yıl" cevabını verdi. Bundan sonra da, Allah'ın elçisi şöyle buyurdu: "Ey Ebû Zerr! Namaz vakti nerede girerse, namazını orada kıl. Namazın fazileti, vaktinde kılınmasıdır"
19.09.2013
19.09.2013
İbadet bütün dinlerin ortak terimi olduğu gibi ibadet yapılan yer anlamına gelen mabed de bütün dinlerin vazgeçilmez unsurlarından biridir. İbadetin şekli, zamanı, âdâbı, erkânı dinlere göre farklılık gösterdiği gibi mabedlerin şekli ve mimârî yapısı da inanç ve kültür sistemlerine göre değişiklik arz eder. İslâm inancına göre ilk insan ilk peygamber olduğundan dolayıdır ki, ilk mabedi de Hz. Âdem'le başlatmak gerekir. Hz. Peygamberin bir hadisine göre yeryüzünde yapılan Kur'an-ı Kerim'i dinliyoruz: "O zaman biz Mabed'i insanların tekrar tekrar yöneleceği bir hedef ve bir kutsal sığınak yapmıştık. Öyleyse İbrahim için vaktiyle belirlenen yeri ibadet mahalli edinin.
Dağınık şeyi toplamak, biriktirmek, birleştirmek, elbise giymek anlamındaki "c-m-`a" kökünden türeyen câmi', toplayan, bir araya getiren, birleştiren, müellif, mürettip demektir. Dinî terim olarak, toplu ibâdet edilen yerlere denir. Kur'ân ve sünnette câmi, mescid kavramı ile ifade edilmiştir. Mescid; secde edilen yer demektir.
19.09.2013
19.09.2013
Camilerimiz İslam’ın sembolü olmuşlardır. Bunun için Müslüman toplumlar câmi yapımına büyük önem vermişler ve câmi merkezli şehirler, beldeler oluşturmuşlardır. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah (cc) şöyle buyuruyor: “Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.”
İnsanların akın akın Yüce Allah’ın huzuruna boyun bükerek, ağlayarak, Allah’ın rahmetini umarak onun divanına durmalarını sağlayan, insanları birbirine bağlayan, cemaat şuurunu geliştiren camileri yapmak ve onları ayakta tutmak kadar önemli ne vardır? Camilere ancak Müslüman olanlar sahip çıkarlar. Bu yüzdendir ki yeryüzünde geçmişi bin yıla dayanan ev sayısı yok denecek kadar azdır. Ama camilerden yüzlercesi yıllar geçmesine rağmen hala dimdik ayaktadır. Hele büyük üstat Mimar Sinan’ın eserleri hala muhteşem bir şekilde asırlara ve zamana meydan okuyorlar. Bu bize Müslümanların camileri yaparken nasıl da harcın içine ruhlarını da kattıklarını göstermektedir.
19.09.2013
19.09.2013
Bizim medeniyetimizde mabetler şehrin kalbidir. Şehre istikamet verirler. Yön bilincini temsil ederler. Yamulmaktan korumak için istikameti gösterirler. Kıble sıradan bir yön değil, tüm sapma açılarını düzeltmek için insanın ve toplumun kendisini vuracağı bir mihenk taşıdır. İstikbali kıble (kıbleye yönelmek) sadece namazın rükünlerinden biri değil, İslam toplumunun sosyal rotasını tayin eden bir pusuladır.
İslâm Dini Müslümanlara ve esasen de tüm insanlığa toplumsal olgunluk, yardımlaşma, dayanışma, hoşgörü, birlik ve beraberlik hasletleri kazandırmayı hedefler. Cami bu güzelllikleri toplu halde daha iyi öğretir. Müslümanların kardeşlik, birlik-beraberlik ve dayanışmaları ancak bir araya gelip tanışma ve dertleşmeleriyle mümkündür. Cami ise bu hususu gerçekleştirecek en önemli kurumdur. Caminin bu önemli rolünü sürdürmesinde Başkanlığımız mensuplarına, başta din görevlilerimize çok önemli görevler düşmektedir.
19.09.2013
19.09.2013
21 Haziran Çarşamba gününü Perşembeye bağlayan gece, 14 asır önce yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in inmeye başladığı Kadir Gecesi’ni bir kez daha idrak edeceğiz. Bizleri böyle kıymetli, bereketli, izzetli bir geceye eriştirdiği için Rabbimize hamd ü senalar ediyor, aziz milletimizin, mümin kardeşlerimizin ve bütün İslam âleminin Kadir Gecesini gönülden kutluyorum.
Peygamberimiz (s.a.s.), bu görevi en güzel şekilde yerine getirmiş ve insanlara örnek olmuştur. Her hayırlı işte olduğu gibi vaaza başlarken de Allah’a hamd ve Resûlüne salâvat getirmek, Peygamberimiz (s.a.s.)’in sünnetidir. (Ebû Davud, Edeb, 21; İbn Mâce, Nikâh, 19) Yapılacak vaaz konusu ile ilgili en az bir ayet ve hadis zikredilir ve işlenecek konuya başlanır.
23.07.2014
27.11.2011
Hz. Peygamber (sas)’in hayatı “saadet asrı” en güzel örneklerle doludur. Güzelliklere talip olanlar, bunları öğrenmek için O’nun hayatını incelemek zahmetine katlanmalıdırlar. Yaşadığımız yüzyıl ve yaşanılan olaylar bize bunu mecbur kılmaktadır. Bunun için bir tarihe, bir de bugüne bakmak yerinde olacaktır…
Ahiret hayatı, kıyametin kopmasından sonra, Allah’ın, gelmiş geçmiş bütün insanları ve diğer canlıları tekrar diriltmesi ile başlayacaktır. İnsanın ölüp kabre konması ile kıyametin kopup insanların tekrar diriltilmesi arasında geçen zaman kabir hayatı, bu ara zamana da “berzah alemi” denmektedir.
08.03.2013
09.01.2012
Peygamberlerin gönderilişindeki ortak amaç önderliktir. Yaratılış fıtratına uygun, düzgün bir hayatı yaşamanın yollarını insanlara göstermektir. Fıtratın ve neslin ifsat olmasını önlemek, inanç sapkınlığının önüne geçmektir. İnsanın insanı, nefsini ve eşyayı putlaştırmadığı bir hayat anlayışını yerleştirmektir. Kısacası tevhidî anlayışın kalplerde ve hayatın bütün safhalarında yer etmesini sağlamaktır.
Peygamber Efendimiz (s.a.a) Kâbe'yi Yemen kumaşıyla örtmüştü. Abbasi Halifelerinden el-Mehdi'nin zamanına kadar bu şekilde kaldı. Halife Hac için Mekke'ye geldiğinde, Kâbe bakıcıları perdelerin Kâbe-'nin yüzünde birikmiş olmasından şikayet ettiler. Bunların ağırlık yapıp Kâbe'yi yıkmasından korktuklarını belirttiler. Bunun üzerine Halife bu örtülerin kaldırılmasını, yerine her yıl bir tek örtü serilmesini emretti.
08.03.2013
20.09.2012
Saygın bir konumda bulunan ve yeryüzünün halifesi onuruna sahip olan insana saygı göstermek onun hak ve hürriyetlerine saygı göstermekle başlar.18 İslâm dininin insana verdiği değeri hiçbir ideoloji vermemiştir. Bununla beraber İslâm dininin fevkalade önem verdiği hususlardan biri deki bu da insan hakları açısından önemli bir husus- üstün manevi değerlerle mücehhez kılarak insan haklarına saygılı insan-ı kâmil dediğimiz insan tipini (üstün insan modelini) yetiştirmektir. Bu insan tipi yetiştirilmediği sürece kanuni zorlamalar olsa da insan haklarının istenilen düzeyde uygulanması mümkün değildir. Hz. Peygamber kendi döneminde bu amacı gerçekleştirmiş, kendinden sonraki dönemlerde bu insan tipinin yetişmesi için örnek teşkil etmiş ve gerekli mesajları vermiştir.
Peygamberimiz (sas)' in hadislerinden aldığımız işaretlere göre tıp ilmi daha da gelişecek, nihayet bütün dertlere deva bulunacaktır. İki şey müstesna tabii. Biri ihtiyarlık, ikincisi de ölüm! İhtiyarlıktan ve ölümden kurtarma ilacı bulunamayacaktır.
12.04.2013
01.03.2012
Cahiliye Dönemi insanlarının onur ve itibarda değer ölçüsü, kabileleri, kabilelerinin kişi sayısı, develeri ve biriktirdikleri servetleri idi. Müşrikler, kabileleri ve kabilelerine mensup kişilerin sayıları ile övünüyorlardı. (bkz. Tekasür, 102/1-2.) Zayıfın toplumda hiçbir kıymeti yoktu. Mehmet Akif o günkü insanın güçsüze yaklaşımını şöyle açıklıyor: Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi. İslam insanlığı, onurunu gücünden alan cahiliye anlayışından, gücünü onurundan olan insani bir anlayışa yükseltmiştir.
Kurʹân-ı Kerim’de îsâr kelimesi beş yerde geçmektedir. Dört yerde sözlük manasına26, bir yerde de terim manasına kullanılmıştır.27 Bu dört yerde “yeğlemek, tercih etmek ve üstün tutmak” gibi manalarda kullanılan îsâr kelimesi, hadislerde de çoğunlukla aynı manalarda kullanılmaktadır.28 Ancak şunu da belirtelim ki, gerek Kurʹân’da ve gerekse hadislerde îsâr kelimesi geçmediği halde îsâr konusunun işlendiği pek çok nass bulmak mümkündür.
11.04.2013
07.04.2012
 7 
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam91
Toplam Ziyaret1151796
Hava Durumu
Saat
Vaaza Başlama Duası

Mevlid Kandili Dua Örneği

Dua

VAAZ KILAVUZU

KURBAN DUASI
KURBAN REHBERİ