• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/sunumvaaz.vaaz
  • https://www.instagram.com/sunum.vaaz/
  • https://www.youtube.com/channel/UCrOVK1v-SpWyJl9iE8YTMdA

Anasayfa




Mescidin Suffa adı verilen bölümünde, planlı ve programlı bir eğitim faaliyeti yürütülüyordu. Bu durum o dönemde mescidin ibadet yeri olmasının yanısıra, bir okul vazifesi de gördüğünü ortaya koymaktadır. İslâm'ın ilk dönemlerinde caminin görevi çok geniş tutulmuştur. Müslümanlar bu anlayışın sonucu olarak camiyi ibadet edilen, ilim öğrenilen, siyasî ve sosyal işlerin görüşülüp karara bağlandığı, ordu karargâhı, kaza dairesi, elçilerin kabul edilip diplomatik görüşmelerin yapıldığı bir makam ve bazen de hapishane olarak kullanmışlardır.
Yeryüzünde kurulan ilk mescit Kâbe-i Muazzama'dır. Allahu Teâlâ şöyle buyurur: "İnsanlar için yeryüzünde kurulan ilk ev Mekke'de bulunan mübarek ve âlemler için bir hidayet kaynağı olan Kâbe dir" (1). Ebû Zerr (r.a)'den rivayete göre, şöyle demiştir: Resulullah (s.a.s)'a, yeryüzünde ilk defa hangi mescidin tesis edildiğini sordum. Cevap olarak; "Mescid-i Haram" buyurdu. Bundan sonra hangisi inşa olundu, dedim Mescid-i Aksâ" buyurdu. İkisinin inşası arasında ne kadar süre bulunduğunu sordum. "Kırk yıl" cevabını verdi. Bundan sonra da, Allah'ın elçisi şöyle buyurdu: "Ey Ebû Zerr! Namaz vakti nerede girerse, namazını orada kıl. Namazın fazileti, vaktinde kılınmasıdır"
19.09.2013
19.09.2013
İbadet bütün dinlerin ortak terimi olduğu gibi ibadet yapılan yer anlamına gelen mabed de bütün dinlerin vazgeçilmez unsurlarından biridir. İbadetin şekli, zamanı, âdâbı, erkânı dinlere göre farklılık gösterdiği gibi mabedlerin şekli ve mimârî yapısı da inanç ve kültür sistemlerine göre değişiklik arz eder. İslâm inancına göre ilk insan ilk peygamber olduğundan dolayıdır ki, ilk mabedi de Hz. Âdem'le başlatmak gerekir. Hz. Peygamberin bir hadisine göre yeryüzünde yapılan Kur'an-ı Kerim'i dinliyoruz: "O zaman biz Mabed'i insanların tekrar tekrar yöneleceği bir hedef ve bir kutsal sığınak yapmıştık. Öyleyse İbrahim için vaktiyle belirlenen yeri ibadet mahalli edinin.
Dağınık şeyi toplamak, biriktirmek, birleştirmek, elbise giymek anlamındaki "c-m-`a" kökünden türeyen câmi', toplayan, bir araya getiren, birleştiren, müellif, mürettip demektir. Dinî terim olarak, toplu ibâdet edilen yerlere denir. Kur'ân ve sünnette câmi, mescid kavramı ile ifade edilmiştir. Mescid; secde edilen yer demektir.
19.09.2013
19.09.2013
Camilerimiz İslam’ın sembolü olmuşlardır. Bunun için Müslüman toplumlar câmi yapımına büyük önem vermişler ve câmi merkezli şehirler, beldeler oluşturmuşlardır. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah (cc) şöyle buyuruyor: “Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.”
İnsanların akın akın Yüce Allah’ın huzuruna boyun bükerek, ağlayarak, Allah’ın rahmetini umarak onun divanına durmalarını sağlayan, insanları birbirine bağlayan, cemaat şuurunu geliştiren camileri yapmak ve onları ayakta tutmak kadar önemli ne vardır? Camilere ancak Müslüman olanlar sahip çıkarlar. Bu yüzdendir ki yeryüzünde geçmişi bin yıla dayanan ev sayısı yok denecek kadar azdır. Ama camilerden yüzlercesi yıllar geçmesine rağmen hala dimdik ayaktadır. Hele büyük üstat Mimar Sinan’ın eserleri hala muhteşem bir şekilde asırlara ve zamana meydan okuyorlar. Bu bize Müslümanların camileri yaparken nasıl da harcın içine ruhlarını da kattıklarını göstermektedir.
19.09.2013
19.09.2013
Bizim medeniyetimizde mabetler şehrin kalbidir. Şehre istikamet verirler. Yön bilincini temsil ederler. Yamulmaktan korumak için istikameti gösterirler. Kıble sıradan bir yön değil, tüm sapma açılarını düzeltmek için insanın ve toplumun kendisini vuracağı bir mihenk taşıdır. İstikbali kıble (kıbleye yönelmek) sadece namazın rükünlerinden biri değil, İslam toplumunun sosyal rotasını tayin eden bir pusuladır.
İslâm Dini Müslümanlara ve esasen de tüm insanlığa toplumsal olgunluk, yardımlaşma, dayanışma, hoşgörü, birlik ve beraberlik hasletleri kazandırmayı hedefler. Cami bu güzelllikleri toplu halde daha iyi öğretir. Müslümanların kardeşlik, birlik-beraberlik ve dayanışmaları ancak bir araya gelip tanışma ve dertleşmeleriyle mümkündür. Cami ise bu hususu gerçekleştirecek en önemli kurumdur. Caminin bu önemli rolünü sürdürmesinde Başkanlığımız mensuplarına, başta din görevlilerimize çok önemli görevler düşmektedir.
19.09.2013
19.09.2013
Değerli müminler, Peygamberimize göre ahlâk herşeydi. O, ahlâka o kadar önem verirdi ki, dinin ne olduğunu soranlara, dinin güzel ahlâktan ibaret olduğunu söylerdi. Hatta ahlâkı güzel olmayanın; konuştuğu zaman yalan söyleyenin, söz verdiği zaman sözünde durmayanın, emanete hıyanet edenin -diğer dinî vecibelerini yerine getirmiş olsa bile- olgun mümin olamayacağını söylerdi. Onun hayatını inceleyenler, onun ne yüksek bir ahlâka sahip olduğunu göreceklerdir. 0, kim olursa olsun, herkese iyi muamele eder, kimseyi incitmez, ayıplamaz ve kırmazdı. Ebû Saîd el Hudrî (r.a.) anlatıyor. "Birgün Bedevilerden biri Peygamberimizden alacağını tahsil etmeye gelmişti. Edep ve terbiye ölçülerini aşarak Peygamberimize kaba ve sert sözler söyledi. Ashab-ı kiram bedevînin bu hareketine kızarak Sen kiminle konuştuğunu biliyor musun? dediler. Bedevî hiç aldırmadı: Ben hakkımı istemeye geldim, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz Ashab'a Siz onun tarafından olacaktınız. Çünkü bu adam hakkını istiyor, buyurdu.
İslam dininin girdiği her yerde medeniyetler kuruldu, ilahi adalet dağıtıldı, insanlığa insanlık ve hürriyet öğretildi. Hz. Muhammed (s.a.v.)’in risaleti, insanlık için adeta bir reçete oldu. Çünkü ilahi nur o risaletteydi. Günahlarımızın affettiricisi, “Sen olmasaydın bu âlemleri yaratmazdım.” Sözünün muhatabı, Hatemü’l-Enbiya, Hatemü’n-Nebiyyin, Nebiyyi’s-Sekaleyn, Habibu’l-lah, Fahr-i alem, Fahr-ı kainat,, Seyyidu’l-murselin, Seyyid-i kainat, Hace-i kainat, Server-i enbiya, Peygamber-i ekber, Resu’l-ullah, biricik insan sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in temiz ruhuna binlerce salat ve selam olsun…
11.12.2016
11.12.2016
Değerli kardeşlerim, Hz. Muhammed son Peygamberdir. Allah Teâlâ Hz. Adem’den itibaren kesin sayılarını ancak kendisinin bildiği pek çok Peygamberler göndermiştir. Peygamberimiz bunların sonuncusudur. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur: “Muhammed, içinizden her hangi birinizin babası değil, O, Allah’ın elçisi ve Peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir.”[
Baş kıbleye gelecek şekilde sağ el sol yanak altında, sol el iki diz arasında, dizler de karın bölgesine bükülü vaziyette yatmak. Bu vaziyette yatınca üstten bakıldığında arapça olarak "MUHAMMED" yazısı görülecektir. Aynı zamanda kıbleye karşı ayak uzatıp da yatanlar sabah kalktıklarında yorgun olarak kalkarkar, sebebi ise ekvatorun kıbleden geçmesidir.
22.12.2015
22.12.2015
EyKainatın yegane sahibi yüce rabbimiz! Hz. Peygamber s.a.v in kainatı sevince boğan doğum günü hürmetine ülkemizdeki ve islamalemindeki bütün mü’minleri birbirlerine kenetle, birlik kardeşlik ihsan eyle. Müslüman olmayan milletlerin tuzağına düşerek birçok İslam ülkesinde din kardeşlerimiz birbirlerini öldürüyor, Bu kardeşlerimize şuur, ve gerçek iman nasip eyle.
Ebu Hüreyre (r.a.), "Hz. Peygamber (s.a.s.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz"
22.12.2015
22.12.2015
Mevlid cemiyetlerinde yaşanan deruni haller o kadar güçlü bir şekilde insanlara tesir etıniştir ki, kandillerin dışında başka vesileler bularak bu lahun atmosferin tekrar teneffüs edilmesine zemin hazırlamışlardır. Söz konusu vesilelerden biri de bütün toplumu ilgilendiren ve hayabn ayrılmaz bir parçası olan gaza, savaş ve ona bağlı olarak gündeme giren şehitlik konusudur. Bu yazıda değişik vesilelerle son yüzyılda yapılan bazı Mevlid törenlerine temas edilecektir.
Hz. Peygamberin hayatı boyunca insanlığa karşı davranışlarındaki en temel düşüncelerden birisi hoşgörü olmuştur. O, "Sen Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et."ayeti ışığında insanlara hoşgörülü yaklaşarak dini tebliğ etmiştir. Bu davete karşı insanların sert, katı ve kaba olmaları Onu bu ilkeden vazgeçirmemiştir. Taif seferi sırasında Hz. Peygamber'e karşı yapılan çirkin saldırı karşısında Onun affedici tutumu ve bu kavmin helakine değil de ıslahına dua etmesi güzel bir örnektir.
21.12.2015
14.04.2015
Günümüz dünyasında son derece ihtiyaç duyduğumuz birlikte yaşam hukuku ve ahlâkının temellerini Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz atmış olup, bütün insanlığa ve özelde de Müslümanlara göstermiş ve uygulamalarını tayin etmiştir. Kutlu elçinin yolunu takip edenler, O (s.a.v.)’nun ortaya koymuş olduğu birlikte yaşam ahlâkı ve hukuku ilkelerini kutlu elçinin getirdiği temeller üzerine inşa etmek suretiyle günümüz dünyasına büyük değerler katacak, insanlığın huzur ve saadet içinde yaşayacağı bir yaşam alanı oluşturmuş olacaklardır.
Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin (sas) çağlar üstü örnekliği ve rehberliği önümüzde dururken, Rabbimiz hak, hakikat, adalet, ahlak, fazilet ve erdem yolunda hizmet etmeyi hepimize emretmişken, Hz. Peygamber (sas), insan-ı kâmil olmanın yollarını sünnet-i seniyyesiyle bizlere en güzel bir biçimde göstermişken, biz Müslümanların kardeşlik ahlakını ve hukukunu hiçe sayması, gönül coğrafyamızda ve dünyanın muhtelif yerlerinde umutlarını bizlere bağlayan nice mağdur ve mazlum kardeşlerimizin ümitlerini, beklentilerini ve hayallerini boşa çıkarmak anlamına gelecektir.
14.04.2015
12.01.2014
Ne mutlu bugünün kadir ve kıymetini bilip hayatını Sevgili Peygamberimizin hayatı gibi geçirmeye özen gösterenlere. Ne mutlu bu günün hürmetine kendini affettirmesi bilenlere. Ne mutlu gönlünü Allah’ın Habibine açabilenlere. Bugün Peygamberimize olan bağlılığımızı ve O’na olan sevgimizi çokça salat ve selam getirmekle ifade edeceğiz. Çünkü bu Yüce Rabbimizin bizlere bir emridir. Kur’an-ı Kerimde şöyle buyrulmaktadır.
Hz. Peygamber (sas), aile kurumundaki bireysel faaliyetten sonra, toplumsal önceliği elzem olan müesses bir kurum oluşturma yoluna gitmişti. Bu manada ilk müessesesini oluşturmuştu. Bu kurum, Mekke döneminde Müslümanların ortak mekânı ve en önemli üssü konumundaki İslâm düşünce ve öğretisinin tedris edildiği, genç sahabe Erkam b. Ebi’l Erkam’ın evine nispetle isimlendirilen Darü’l-Erkam’dır.
07.01.2014
08.03.2013
 7 
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam94
Toplam Ziyaret1268631
Hava Durumu
Saat
Vaaza Başlama Duası

Mevlid Kandili Dua Örneği

Dua

VAAZ KILAVUZU

KURBAN DUASI
KURBAN REHBERİ