• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/sunumvaaz.vaaz
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Mübarek Geceler

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.83746.8648
Euro7.68057.7113
ÖRNEK BİR VAAZ PLANI VE VAAZ DUASI
VAAZ HAZIRLAMA VE SUNMA TEKNİKLERİ
NAFİLE İBADETLER VE UMRE

اِنَّ اَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذٖى بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِلْعَالَمٖينَ

‘’Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir.’’[1]

   İbadet;itaat etmek, boyun eğmek, tapmak, kulluk etmek, küçüklüğünü kabul etmek demektir. Terim olarak, Allah’ın sevdiği, emrettiği, kabul ettiği ve razı olduğu bütün gizli-açık amel ve sözler ibadettir.

    İman, ISLAM, ihsan, dua, korkmak, umut etmek, tevekkül etmek, ummak, gönülden saygı duymak, yönelmek, yardım istemek, sığınmak, yardımına çağırmak, kurban kesmek, adak adamak, ilah olarak yalnızca Allah’ı tanımak, Allah’ın hükmüne teslimiyet göstermek, Allah için sevip Allah için buğzetmek, namaz kılmak, zekat vermek, oruç tutmak, hacca gitmek, tavaf etmek, tevbe-istiğfar etmek vs. dir.

    Bu sayılan ibadetlerin bazıları bizzat Allah’ın yapılmasını emrettiği farz olan ibadetlerdir. Bazıları da Allah’ın bizzat yapılmasını emretmediği fakat peygamberimizin yaptığı ve yapıldığında Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olan ibadetler olup; bunlara nafile ibadetler diyoruz.

   İbadet niyete bağlı olarak yapılmasında sevap olan, Cenab-ı Hakka yakınlık ifade EDEN ve özel bir şekilde yapılan taat ve fiillerdir..  

   İbadet, Allah'a karşı gösterilen saygı ve hürmetin, en yüksek derecesini ifade eder. İbadet, Allah'ın hoşnut ve razı olduğu bütün fiil ve davranışları kapsamına alır.[2]

   İbadet, kendini kul olarak kabul EDEN insanın Rabbine karşı teslim oluşu ve Rabbine itaat edişidir.

Kur’ân’a göre; "Yapılması sevap olan, Allah'a yakınlık ifade EDEN, yalnız O'nun emirlerini yerine getirmiş olmak ve rızâsını kazanmak niyetiyle yapılan, her türlü harekete ibâdet denir."

İbâdet, imanın uygulanması, hak ve doğru kabul edilen esasların günlük hayatta yaşanması olduğundan, Allah katında tâat kabul edilen her davranışın bilfiil uygulanmış, olması gerekir. Gerçek iman kulun kalbine girdiği zaman pratiğe salih amel şeklinde yansır. Allah insanlardan söz söylemelerini değil, sözlerini doğrulayacak salih amel işlemelerini ister.

     Niyetsiz, sadece görünürde yapılan işler ne olursa olsun, ibâdet sayılmazlar. Niyetsiz yatıp kalkmak namaz olmadığı gibi, niyetsiz aç durmak da oruç değildir. O halde kötü niyetle, veya Allah'a itaat ve yakınlık kastından başka bir maksatla yapılan işler, ibâdet olamazlar.

İbâdet kavramı, Kur'an'da en çok kullanılan kavramlardan birisidir. Bu kavram, Kur'an'da isim, fiil ve masdar şeklinde 275 defa geçer. Genel olarak, Allah'a veya Allah'tan başkalarına ibâdeti ifade etmekte kullanılmıştır. Sadece Allah'a ibâdet emredilirken, O'na ortak koşmak ve başkalarına ibâdet etmek, Kur’an’da şiddetle yasaklanmıştır.

   İnsan, sevgide, korkuda, ümit ve tevekkülde, itaat edip boyun eğmede Allah'a hiçbir varlığı ortak koşmayacaktır. Çünkü ibâdet, sevginin, bağlılığın ve korkunun en güzel ifadesidir.

اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعٖينُ

Ancak Sana İbadet ederiz” “Ancak Sana...” Dolayısıyla bu ifade, iki cümle yerine kullanılmıştır. Bu cümlelerden biri, Allah'a ibâdet, O'na teslimiyet ve kulluk;  ikincisi, Allah'tan başkasına ibâdet etmemek, teslim olmamak, kulluk yapmamak. Tevhid, özetle bu iki ifadeden ibarettir. Fâtiha'nın, Kur'an'ın bir özeti olduğu gibi; Kur'an'ın en önemli konusu olan tevhidin özetini de bu " Ancak Sana İbadet ederiz " ifadesi karşılamaktadır.[3]

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ

"Ben cinleri ve insanları ancak Bana ibâdet etsinler diye yarattım."[4]

وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهٖ شَيْپًا

"Allah'a ibâdet edin. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın."[5]

 

"De ki: Allah'ı bırakıp size ne zarar, ne de yarar vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, işitendir, bilendir. (O'na ibâdet etmeniz gerekmez mi?)"[6]

"Ey mü'minler! Rükû edin, secde edin, Rabbinize ibâdet edin, hayır işleyin ki umduğunuza eresiniz."[7]

Âyetlerin ortaya koyduğu gerçek "sadece Allah'a ibâdet edip, O'ndan başkasına ibâdet etmemektir." İslâm, ibâdeti sadece Allah'a ait kılmayı emrederken, O'na herhangi bir şeyi ortak koşma yasağını da getiriyor. İnsanlığın tanıdığı veya tanıyabileceği Allah’ın dışında her çeşit ma'bud edinme çeşidini içine alan kesin bir yasak koyuyor.[8]

İbadet Kimin Hakkıdır?

    İbadetler yalnızca Allah’a yapılır. Ne Allah’a yakın bir melek, ne bir nebi ve rasul, ne de bunlardan başka bir şeye ibadet yapılmaz. İbadet türlerinden herhangi birini Allah’tan başkasına veya Allah ile beraber bir başkasına yapmak şirktir.

لَا تَجْعَلْ مَعَ اللّٰهِ اِلٰـهًا اٰخَرَ فَتَقْعُدَ مَذْمُومًا مَخْذُولًا

Allah ile beraber başka ilahlar edinme, yoksa kınanmış ve kendi başına bırakılmış olursun.’’[9]

      İbadetin aslı yaptığını sırf Allah için, ihlas, samimiyet ve içtenlikle yapmak, başkalarını aradan çıkarmaktır. Rasulullah’a tabi olup başka kimselere tabi olmayı reddetmektir.

 Rasul size neyi verdiyse onu alın, neyi de yasak ettiyse ondan da sakının.”[10]

      İslâm'da ameller niyetlere göredir. Amellerden beklenen ecir ve sevabın alınabilmesi, ibâdetin yapılmasından daha çok, niyetin hâlis ve katkısız olmasına bağlıdır. Hadîste şöyle buyurulur:

"Ameller niyetlere göredir. Her bir kimse için niyet ettiği şey vardır."[11]

İbadetin Dereceleri:

1- Allah'a, sevabını umarak ve azabından korkarak ibadet etmek. Yani Cennet ümidi veya Cehennem korkusu ile ibadet etmek.

2- Allah'a ibadetle şereflenmek veya onun emirlerine uymak ve kabul etmiş olmak için ibadet etmek.

3- Allah'a, ibadet ve tâzime lâyık olduğu için ibadet etmek. Bu ibadetin en yüksek derecesidir.[12]

Bu dereceye hadiste "ihsan" derecesi denir. Cibril hadisinde, Cebrail aleyhisselâmınRasûlullah (s.a.s) ve sorduğu sorulardan birisi de "ihsan" olmuştur. Hz. Peygamber buna şöyle cevap vermiştir;

"İhsan; Allah'a sanki O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da O seni görmektedir."[13]

 İbadet insanın bütün davranışlarını kapsar.

İslâm'da ibadet, kısa tanımı ile üç şekilde yapılır:

a) Beden ile yapılan ibadetler: Namaz ve oruç gibi ibadetler bu çeşit bir ibadettir. Beden ile yapılan ibadetlerde başka birini vekil tayin etmek câiz değildir. Yani bir kimse başka birinin yerine namaz kılamadığı gibi, oruç da tutamaz. Bunları herkes kendi yapmalıdır.

b) Mal ile yapılan ibadetler: İslâm'ın beş şartından biri olan zekât bu çeşit bir ibadettir. Mal ile yapılan ibadetlerde başka birini vekil yapmak câizdir.

c) Hem beden hem de mal ile yapılan ibadetler: Hac böyle bir ibadettir. Parası olduğu halde hacca gitmekten âciz olan veya herhangi bir özürden dolayı hac vazifesini yapamayan bir kimsenin başka birini yerine vekil göndermesi caizdir.[14]

Hüküm Bakımından İbadetler

1-Farz2-Vacib3-Nafile(sünnet ve müstehab)

Umre

Tek İlaha kulluk yapanlardan tek kıbleye yani kâbeye yönelmesi istenmiştir.

‘’(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram’a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir.’’[15]

İnanlarca tek kıble olarak kabul edilen Haccın sebebi ve namazlarda kıblegâhımız olan Kâbe, yeryüzünde Allah'a ibadet için yapılan ilk binadır.

Kabe, Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından inşa edilmiş ve inşa edildiği günden günümüze kadar hep kutsiyetini korumuş, özelikle İslam Dininin gelişinden sonra İnananların kıblesi durumuna gelmiştir.

Haccın farz olduğu hükmü, Kur'ân-ı Kerîm ve Sünnet'te bildirilmiştir. Kur'ân-ı Kerîm’de

 

"Yoluna gücü yetenlerin evi (Kâbe) hac ve ziyaret etmeleri, insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır"[16] buyrulmaktadır.

Sevgili Peygamberimiz ise, bir hadisinde

بُنِيَ الإسْلامُ عَلَى خَمْسٍ  

"İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve ramazan orucunu tutmak."[17]buyurmaktadır.

Kâbe'yi ziyaretle ilgili ibadetlerden biri de "umre"dir.

 Ziyaret belirli zamanda ve Arafat vakfesiyle birlikte olursa "hac"; belirli bir zamana bağlı olmayarak vakfesiz yapılırsa "umre" adını alır.

Hac ve umreyi birbirinden ayırmak için hacca, "hacc-ı ekber" (büyük hac), umreye "hacc-ı asgar" da (küçük hac) denir.

Umre, ihrama girerek tavaf ve sa‘y yaptıktan sonra tıraş olup ihramdan çıkmaktan ibarettir.

Umre için belirli bir zaman yoktur, her zaman yapılabilir. Ramazanda yapılması mendup ve daha faziletlidir.

Bulunulan yere göre mîkat sınırında veya Harem bölgesi dışında usulüne göre ihrama girilir.

Harem-i şerif'e gelince: "Allahım, senin rızânı kazanmak için umre tavafını yapmak istiyorum. Onu bana kolay eyle ve kabul buyur!" diye niyet edilerek umre tavafı yapılır.

Tavaf namazı kıldıktan sonra, "Allahım, senin rızânı kazanmak için umrenin sa‘yini yapmak istiyorum. Bana kolaylık ver ve onu benden kabul eyle!" diye niyet edilip Safâ ile Merve arasında umrenin sa‘yi yapılır.

Sa‘y tamamlandıktan sonra, uygun bir yerde saçlar dipten tıraş edilir veya kısaltılır.

Böylece umre tamamlanmış ve ihramdan da çıkılmış olur.[18]

Umre İbadetini Sevgili Peygamberimiz dört defa gerçekleştirmiştir. Bu husus Sahih-i Buharide şöyle bildirilmiştir. KatâdeibnDiâme şöyle demiştir:

 Ben Enes ibn Mâlik'e:

— Peygamber (s.a.s) kaç kerre umre yaptı? diye sordum.

— Dört umre yaptı;  Hudeybiye Um­resi  (kaza) umresi ,Cı'râne umresidir, ve haccıyla yaptığı umre dedi.[19]

Bütün ibadetlerde şart olduğu gibi umre ibadetinde ilk şart Allah rızası olmalıdır. Yüce Rabbimizde bir ayette

وَأَتِمُّواْ الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلّهِ

 “Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın.”[20]

Peygamberimiz(s.a.v.);"Hac ve Umre yapanlar Allah'ın misafirleridir. O'ndan birşey isterlerse, onlara cevap verir. Af isterlerse, onları affeder. "[21]

 "Umre ibadeti, daha sonraki bir umreye kadar işlenecek günahlara kefârettir. Mebrûr haccın karşılığı ise, ancak cennettir."[22]Buyuruyor.

Günümüzde Umre İbadeti Diyanet İşleri Başkanlığımızın gerçekleştirmiş olduğu organizasyonlarla ifa edilmektedir.

 Şubat ayında başlayan bu organizasyonlar Ramazan Umresiyle doruğa çıkmaktadır.   Hz. Peygamber(s.a.v)

عُمرَةٌ في رمَضَانَ تَعدِلُ عَمْرَةً أَوْ حَجَّةً مَعِي

"Ramazan ayında yapılan umre, tam bir hac sayılır, yahut  da benimle birlikte yapılmış bir haccın yerini tutar."[23] Buyuruyor.

Umre ibadetini kendi adımıza gerçekleştirebileceğimiz gibi yaşayıp ta Umreye güç yetiremeyen veya vefat etmiş olan anne ve babamız içinde gerçekleştirebiliriz.

Lakîtİbni Âmir  radıyallahuanh'den rivayet edildiğine göre  kendisi Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'e gelip:

 - Babam çok yaşlıdır. Ne hac, ne  umre yapabilir, ne de sefere çıkabilir. (Ne emir buyurursunuz?) dedi.

 Hz. Peygamber de: - "O halde babanın yerine sen haccet ve umre yap!"  buyurdu.[24]

Günümüzde Hac İbadetine olan yoğun talep hepimiz tarafından malumdur. Hac İbadetini gerçekleştirmek için sıraya girilmekte, yüz binlerce insan arasından bu ibadeti yapmak isteyenleri kura çekimi belirlemektedir. Hac İbadeti şartları tutan Müslümanlar için hayatlarında bir kez gerçekleştirmeleri farzdır. Bu sebeple farz haccı yerine getiren kardeşlerimiz, hac ibadetini hiç yapmamış kardeşlerimizin hakkını yememek, onlarında bu ibadetten mahrum kalmalarını engellememek için yeniden hacca gitmek ve bu uğurda yanlış yollara sapmak yerine, Diyanet İşleri Başkanlığımızın gerçekleştirmiş olduğu Umre organizasyonuna katılmalı o Mubarek yerleri yeniden görmeyi bu şekilde gerçekleştirmelidirler. 2012 yılı için Umre sezonu Şubat ayı itibariyle başlamış olup Umre kayıtları İl ve ilçe Müftülüklerimiz aracılığıyla yapılmaktadır.

Hacı Mehmet AKDOĞAN

Samsun İl Vaizi
ALINTI:http://www.oguzcamii.com/?pnum=59&pt=Vaazlar

  
5553 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam74
Toplam Ziyaret1157167
Hava Durumu
Saat
Vaaza Başlama Duası

Mevlid Kandili Dua Örneği

Dua

VAAZ KILAVUZU

KURBAN DUASI
KURBAN REHBERİ