• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/sunumvaaz.vaaz

Vaazın Yeni Yüzü

VAAZ

Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Mübarek Geceler

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.71435.7372
Euro6.27756.3027
ÖRNEK BİR VAAZ PLANI VE VAAZ DUASI
VAAZ HAZIRLAMA VE SUNMA TEKNİKLERİ
DİNİMİZDE CAMİ VE MESCİDLERİN YERİ VE ÖNEMİ VAAZI 6

DİNİMİZDE CAMİ VE MESCİDLERİN YERİ VE ÖNEMİ

Aziz ve muhterem cemaat,

Bilindiği gibi, din insan için vazgeçilemez bir özelliğe sahip olduğu gibi, her dinin de kendine ait mabedleri vardır. Biz bu hutbemizde yüce dinimizin büyük bir değer verdiği mabedlerimizden, bir diğer ifadeyle, camilerin ve mescidlerin yüce dinimizdeki öneminden bahsedeceğiz.

Kur’an-ı Kerim’de, hadislerde ve İslam kaynaklarında cami karşılığı olarak “mescid” kelimesi kullanılmaktadır. Mescid secde edilen yer anlamına gelir. Bilindiği gibi secde etmek, namazdaki önemli bölümlerden biridir. Zira kulun Allah’a en yakın olduğu zaman dilimi secdede bulunduğu anlardır.

Kur’an-ı Kerim’de mescidlerden pekçok yerde bahsedilmektedir. İnsanoğlunun ilk mescidi, ilk ibadet makamı, Kur’an’ın ifadesiyle Kabe-i Muazzama’dır. Allah, bu mescidi “Beytullah” yani “Allah’ın evi” olarak nitelemektedir. Peygamberimiz de, bir soru üzerine bu mescidi ilk inşa edenin Hz.Adem olduğunu bildirmektedir. Yine Peygamberimizin ifadesine göre, yeryüzünde ilk inşa edilen mescid, Mekke’deki Mescid-i Haram, ikincisi ise Kudüsteki Mescid-i Aksa’dır. Sevgili Peygamberimiz, Mekke’de İslam dinini tebliğe başladığı dönemlerde, müşriklerin kendisine yaptığı eziyetlere rağmen, zaman zaman Kabe’ye giderek orada namaz kılar ve Allah’a ibadet ederdi. Hz.Ebu Bekr’in evinin bahçesinde inşa ettiği küçük bir mescid ise İslam tarihinde özel olmakla birlikte inşa edilen ilk mescid olarak kabul edilmektedir. Burada Hz.Ebu Bekir, yanık sesiyle Kur’an okuyarak ibadette bulunmuş, onun sesini duyarak etkilenen birçok kişi müslüman olmuştu. Ne zamanki Hz.Ömer İslam’ı kabullendi, artık müslümanlar Kabe’de serbestçe namazlarını kılmaya başladılar.

Aziz ve muhterem cemaat,

Sevgili Peygamberimizin mescidlere, camilere verdiği önemi, onun nezih ve güzel hayatında tesbit etmek mümkündür. Mekke’den Medine’ye hicret ettiği zaman Medine’ye 2 mil kadar uzaklıktaki Kuba’da bir mescid inşa ettirdi. Kur’an-ı Kerim bu mescidi “temeli takva üzerine kurulu bir mesciddir” diyerek övmektedir[1]. Zira bu mescid, Hz.Peygamber’in emri ve izniyle, Ammar bin Yasir gibi değerli ve güzide bir sahabinin de çaba ve gayretiyle inşa edildi. Nitekim her Cumartesi günü Sevgili Peygamberimiz Kuba’yı ziyaret eder ve burada namaz kılardı. Kuba’dan sonra Medine’yi şereflendiren Peygamberimiz, burada da ilk iş olarak bir mescid inşasına başladı. Bir nevi merasimle temeli atıldı ve Sevgili Peygamberimizin bizzat elleriyle taşıdığı kerpiçlerle duvarı örüldü ve üstü hurma dallarıyla kaplanan bu mescid “Mescid-i Nebevi” olarak ibadete açıldı. Sonraları ise müslümanların sayılarının artışıyla paralel olarak Peygamberimiz mahallelere ve köylere yeni mescidler kurulmasını emretti. O dönemden bu güne, İslam Medeniyetinde camilere, mescidlere büyük önem verilmiş, herbiri eşsiz güzellik ve zerâfetiyle göz kamaştıran muhteşem mabedler inşa edilmiştir.. Şanlı ecdâdımız da gittikleri her yerde mescidler inşa etmiş, dünyayı hayran bırakan güzellikteki Süleymaniye’yi, Sultanahmed’i ve Selimiye’yi bizlere hatıra olarak bırakmışlardır.

Pekiyi, neydi onlara bu aşkı, bu muhabbeti, bu gayret ve fedakârlığı bahşeden?… Evinin bahçesinde bir mescid kurarak yanık ve içli sesiyle Kur’an okuyup müşriklerin katı kalplerini bile yumuşatan Hz.Ebu Bekr’i, ve sırtında bir değil iki kocaman kaya taşıyarak alnındaki terleri Hz.Peygamberin mübarek eliyle sildiği Hz.Ammar b. Yasir’i buna sevkeden duygu ne ise, tüm İslam Tarihi boyunca ve kıyamete dek sürecek zaman içinde bu mabedleri yapan ve yaptıranlardaki duygu da işte odur. Kısacası, Allah’a olan iman ve O’nun rızasını kazanma arzusudur. Zira hutbemizin başında okuduğumuz ayette, Allah Teâlâ, Tevbe suresinin 18. ayetinde şöyle buyuruyor: “Allah’ın mescidlerini, ancak O’na ve ahiret gününe iman eden, namazlarını kılan, zekatlarını veren ve Allah’tan başkasından korkmayanlar imar ederler. İşte bunlar, umulur ki, Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir.”

Aziz ve muhterem cemaat,

Herhangi bir mescidde, camide, kıyamda duran, rüku ve secde eden, Kur’an okuyan veya huzur duymak için gelip bir köşede Mevlâsıyla başbaşa kalmak isteyen her müminin sevabına, Allah Teâlâ, bu mabedlere katkısı olan herkesi ortak kılacaktır. Çünkü bir hadisinde Hz.Peygamber şöyle buyuruyor: “İnsanoğlu öldüğü zaman amel defteri artık kapanır. Ancak şu üç husustan dolayı ona kıyamete kadar sevap yazılır. Birincisi, insanlara ve insanlığa hayrı dokunan her türlü hayır hasenat müessesesi. İkincisi, insanların faydalandığı ilim ve ilmî faaliyetler. Üçüncüsü de, kendisine dualar eden salih evlat”[2]. İşte aziz müminler, takdir edersiniz ki, camilerimiz ve mescidlerimiz, ibadetin de, ilmin de, duanın da en güzel icra edileceği mekânlardır. Minarelerinden beş vakit ezanların semaya yükseldiği şu camilerimiz, mescidlerimiz, Hz.Peygamberin ifadesine göre, “adının anıldığı ve kendisine kulluk görevinin yerine getirildiği yerler olarak Allah’a en sevimli mekânlardır.” Zira Allah Teâlâ Kur’an’da “mescidleri, nurunun aydınlattığı yerler”olarak zikretmektedir.[3]

Şunu da ifade etmeliyiz ki, bir mescidin, bir caminin (camiin) en güzel süsü onun cemaatidir. Zira, her bir müminin gönlü Allah’ın nazargâhıdır. O halde geliniz, Allah’ın, her gün, her saat ve her an nazarına mazhar olan gönüllerimizi, kalb evimizi, bu mekânlardaki ibadetlerimizle ve güzel kulluğumuzla Allah’ın arzu ettiği şekilde temizleyelim ve O’nun rızasına erelim.

Hutbemizi bitirirken, Mevlâmızdan niyazımız şudur: Ey Rabbimiz! Senin yolunda yaptığımız bütün hayr ü hasenâtımızı makbul eyle…Ey Rabbimiz! Bugün bizi bu kubbenin altında toplayıp bir araya getirdiğin gibi, yarın nahşer meydanının hararetli sıcağında da Resul-i Kibriyânın Livâül-Hamd sancağı altında gölgelenenlerden eyle. Ey Rabbimiz! Kalplerimize sevgi ve muhabbet ver. Senin ve Resulünün aşkını ver. Aramıza fitne, fesat ve ayrılık sokmak isteyelere ise fırsat verme. Ey Rabbimiz! Her biri bir Kâbe değerinde olan Müminlerin kalplerini kıranlardan değil, gönüller yapan, kırık kalpleri onaran gönül ehlinden olmayı nasib eyle. Ey Rabbimiz! Herbiri senin beytin olan şu mabedlerde, bizleri kıyamda duran, secdeye kapanan ve böylece güzel bir kul olarak rızanı kazanan müminlerden eyle  Amin…

 

 

Doç.Dr.Mehmet Emin Ay

Uludağ Üniversitesi

İlahiyat Fakültesi

Öğretim Üyesi



[1] Tevbe, 9 / 108

[2] Ahmed b. Hanbel, Müsned V / 269

[3] Kaynaklar için bkz. TDV İslam Ansiklopedisi, VII, 47,48

  
10083 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam141
Toplam Ziyaret1080106
Hava Durumu
Saat
Vaaza Başlama Duası

Mevlid Kandili Dua Örneği

Dua

VAAZ KILAVUZU

KURBAN DUASI
KURBAN REHBERİ