Anasayfa

  • 1
  •  
  • 2
  •  
  • 3
  •  
  • 4
  •  
  • 5
  •  
 
 
Hz. Peygamberin hayatı boyunca insanlığa karşı davranışlarındaki en temel düşüncelerden birisi hoşgörü olmuştur. O, "Sen Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et."ayeti ışığında insanlara hoşgörülü yaklaşarak dini tebliğ etmiştir. Bu davete karşı insanların sert, katı ve kaba olmaları Onu bu ilkeden vazgeçirmemiştir. Taif seferi sırasında Hz. Peygamber'e karşı yapılan çirkin saldırı karşısında Onun affedici tutumu ve bu kavmin helakine değil de ıslahına dua etmesi güzel bir örnektir.
Günümüz dünyasında son derece ihtiyaç duyduğumuz birlikte yaşam hukuku ve ahlâkının temellerini Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz atmış olup, bütün insanlığa ve özelde de Müslümanlara göstermiş ve uygulamalarını tayin etmiştir. Kutlu elçinin yolunu takip edenler, O (s.a.v.)’nun ortaya koymuş olduğu birlikte yaşam ahlâkı ve hukuku ilkelerini kutlu elçinin getirdiği temeller üzerine inşa etmek suretiyle günümüz dünyasına büyük değerler katacak, insanlığın huzur ve saadet içinde yaşayacağı bir yaşam alanı oluşturmuş olacaklardır.
14.04.2015
14.04.2015
“Birbirinizle ilişkiyi kesmeyin! Birbirinize sırt çevirmeyin! Birbirinize kin gütmeyin! Birbirinize haset edip, kıskanmayın! Ey Allah’ın kulları KARDEŞ olun!” (Hadis-i Şerif)
Bu çalışmada İslâm'ın son Peygamberi1 Hz. Muhammed'in Medine'ye Hicret etmesinden sonra, Müslüman ve Müslüman olmayan kesimler arasında oluşturduğu insan haklarının korunmasına yönelik ilk sözleşme belgesi, bu belgede yer alan maddeler ve daha sonra da Vedâ Hutbesinde ele alınan konular üzerinde durularak, Müslümanların insan hakları alanındaki ilk uygulamaları değerlendirilmeye çalışılmakta ve günümüzdeki yansımaları irdelenmektedir.
29.03.2015
29.03.2015
Hz. Peygamber'in getirdiği dine “İslâm” isminin verilmesi ve bu kelimenin teslim olmak, boyun eğmek gibi anlamlarının yanı sıra sulh, barış ve uzlaşma gibi anlamlarının da bulunması, bu dinin müsamaha ve hoşgörü dini olduğunu göstermektedir. İslam dini, Allah'ın sonsuz merhamet ve şefkatinin yeryüzünde tecelli ettiği huzur ve barış dolu bir hayatı insanlara sunmak için indirilmiş bir dindir. Kuran ayetlerinde, insanlar, yeryüzünde merhametin, şefkatin, hoşgörünün ve barışın yaşanabileceği tek hayat şekli olan İslam ahlakına çağrılmaktadır.
Kaynağını Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberin söz ve davranışlarından alan Allah’a ulaşmayı, onun rızasını kazanmayı amaçlayan ve bu uğurda insanı her yönden mükemmel bir varlık haline getirmeyi hedefleyen tasavvuf düşüncesinde, hangi dinden, dilden, ırktan olursa olsun, insana Allah’ın yarattığı bir varlı gözüyle bakılmıştır. Dünyada özellikle dinî farklılıkların Allah’ın bir kanunu olarak oluştuğu düşüncesinden hareketle diğer din mensuplarına oldukça hoşgörü ve sevgiyle yaklaşılmıştır.
29.03.2015
29.03.2015
Hz. Peygamber döneminde Müslümanların yaşadığı Habeşistan tecrübesi bugün özellikler gayrimüslim halkın çoğunluğu oluşturduğu toplumsal yapılarda Müslümanın takınması gereken tutum ve tavır açısından çok şey ifade etmektedir. Günümüzde Müslümanlar yalnızca Müslüman halkın çoğunluğu oluşturduğu ülkelerde değil dünyanın hemen her yerinde yaşamakta ve çoğulcu toplum yapısını oldukça canlı şekilde tecrübe etmektedirler.
İnsanların, duygu ve düşüncelerine saygılı kalınarak “insan oldukları” asgarî müşterekinden hareketle, kendi konumlarında kabul edilmeleri şarttır. Bu, aynı zamanda İslam’ın öngördüğü bir anlayıştır.
29.03.2015
29.03.2015
Resûl-i Ekrem Medine'ye hicret ettiği sırada burada bütün şehir halkını kapsayan bir idârî yapı mevcut değildi. Her kabile kendi içinde birlik oluşturuyordu. Hz. Peygamber, kardeşleştirme müessesesi ile Müslümanlar arasında birliği sağlamlaştırdıktan sonra şehre, Müslümanları, gayrı müslim Arapları ve Yahudileri içine alan ve daha önce Medine tarihinde hiç rastlanmayan bir siyâsî-sosyal yapı getirdi. Bu yapı, etnik kökenleri ve dinleri farklı çeşitli gruplardan, federasyonlardan oluşan bir konfederasyon idi. Bu teşebbüs her şeyden evvel şehir halkının barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak gayesini taşıyordu.
. Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) Medine’ye hicret ettiğinde, Medine farklı iki dinin mensuplarını taşıyordu. Gayri müslimler müşrikler vardı, Yahudiler vardı. Hem de çok farklı yerlerden gelmiş Yahudiler vardı. Medine’ye yerleşmiş topluluklar vardı. Peygamberimizin (S.A.V) ilk uygulamalarından bir tanesi Medine Anayasası’nı hazırlamak olmuştur ve o Medine vesikası içerisine onların her türlü inançlarında, her türlü ibadetlerinde, her türlü, madetlerinde özgür ve serbest kalacaklarını bizatihi oraya yazmış ve bunu hukukun garantisi altına almıştır.
29.03.2015
29.03.2015
Umre yolculuğu; günahlarımızdan arınarak manevi temizliği elde etmek için büyük bir fırsattır. Çünkü Âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz (s.a.s)’de bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır. “Umre ibadeti, daha sonraki bir umreye kadar işlenecek günahlara keffârettir…” (Buhârî, Umre, 1) Umre yolculuğu; mukaddes mekânların havasını teneffüs edip Sevgili Peygamberimizin doğduğu şehir Mekke’yi görebilme, kutsal mekânları ziyaret edebilme imkânını sunmaktadır. Umre Yolculuğu; dünyadayken cennete girebilme ve orada ibadet yapabilme imkânını vermektedir.
İbâdet, imanın uygulanması, hak ve doğru kabul edilen esasların günlük hayatta yaşanması olduğundan, Allah katında tâat kabul edilen her davranışın bilfiil uygulanmış, olması gerekir. Gerçek iman kulun kalbine girdiği zaman pratiğe salih amel şeklinde yansır. Allah insanlardan söz söylemelerini değil, sözlerini doğrulayacak salih amel işlemelerini ister. Niyetsiz, sadece görünürde yapılan işler ne olursa olsun, ibâdet sayılmazlar. Niyetsiz yatıp kalkmak namaz olmadığı gibi, niyetsiz aç durmak da oruç değildir. O halde kötü niyetle, veya Allah'a itaat ve yakınlık kastından başka bir maksatla yapılan işler, ibâdet olamazlar.
09.12.2014
09.12.2014
Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin (sas) çağlar üstü örnekliği ve rehberliği önümüzde dururken, Rabbimiz hak, hakikat, adalet, ahlak, fazilet ve erdem yolunda hizmet etmeyi hepimize emretmişken, Hz. Peygamber (sas), insan-ı kâmil olmanın yollarını sünnet-i seniyyesiyle bizlere en güzel bir biçimde göstermişken, biz Müslümanların kardeşlik ahlakını ve hukukunu hiçe sayması, gönül coğrafyamızda ve dünyanın muhtelif yerlerinde umutlarını bizlere bağlayan nice mağdur ve mazlum kardeşlerimizin ümitlerini, beklentilerini ve hayallerini boşa çıkarmak anlamına gelecektir.
Ne mutlu bugünün kadir ve kıymetini bilip hayatını Sevgili Peygamberimizin hayatı gibi geçirmeye özen gösterenlere. Ne mutlu bu günün hürmetine kendini affettirmesi bilenlere. Ne mutlu gönlünü Allah’ın Habibine açabilenlere. Bugün Peygamberimize olan bağlılığımızı ve O’na olan sevgimizi çokça salat ve selam getirmekle ifade edeceğiz. Çünkü bu Yüce Rabbimizin bizlere bir emridir. Kur’an-ı Kerimde şöyle buyrulmaktadır.
12.01.2014
07.01.2014
Yeryüzünde önemli gelişmelere sebep olan bu kutlu doğum, insanlık tarihinin en önemli olaylarından birisidir. Ondört asır evvel, yine böyle bir geceydi, Kumdan ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi! Lâkin, o ne hüsrandı ki; hissetmedi gözler, Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi;
O, âlemlere rahmet olarak gönderilmişti. Yepyeni bir dini, yepyeni bir kitabı insanlara tebliğ edecek elçinin, insan olmasını hiç kabullenemeyen müşrikler, kendileri gibi yiyip içen insani vasıflarla mücehhez (1) kendi içlerinden zuhur eden peygambere itaatte oldukça zorlandılar. (2)
19.01.2013
25.11.2011
Miraç hadisesinde Sevgili Peygamberimize O’nun vesilesi ile bizlere çok büyük müjdeler verilmiştir. Bu müjdeler ve bu müjdelerin mahiyetleri şöyledir. İlk olarak verilen ve ümit var olmamıza ve imanımıza sahip olmamızın ne denli önemli olduğunu vurgulayan müjde “Hz. Peygamberin ümmetinden Allah’a şirk koşmayanların Cennete gireceği” dir. Müslüman hataya düşebilir, günahlar içinde olabilir, asla imani konularda inkara gitmemeli Allah’ın emir ve yasakları inkar etmemelidir. Çünkü günahı işlemek günahı, günahı inkar etmek inkarı gerektirir.
Allah, biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz noksanlaştırmak suretiyle imtihan edeceğini bildirdikten sonra, "sabredenleri müjdele" buyurmakta ve onların kendilerine bir musîbet dokunduğunda, "biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz" dediklerini haber vermektedir. Böylece Allah, hem insanların musîbet ile karşılaşabileceklerini, hem de musîbetler karşısında nasıl tavır takınmaları gerektiğini bildirmektedir. İlâhî imtihanın dışında, musîbetlerin meydana gelmesinde üç etken daha vardır: İlâhî irade, ilâhî takdir ve insanların davranışları.
22.05.2014
16.05.2014
 1 


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam79
Toplam Ziyaret377289
Hava Durumu
Anlık
Yarın
12° 16° 11°
Saat
Vaaza Başlama Duası

Mevlid Kandili Dua Örneği

Dua

VAAZ KILAVUZU

KURBAN DUASI
KURBAN REHBERİ