Anasayfa

  • 1
  •  
  • 2
  •  
  • 3
  •  
  • 4
  •  
 
 
Kim, bir Müslümanın sıkıntısını giderip, onu sevindirirse, Allahu Teâlâ, kıyamette en sıkıntılı anlarında, onu sıkıntılardan kurtarır. Hadis-i Şerif Kim, bir Müslümanın sıkıntısını giderip, onu sevindirirse, Allahu teâlâ, kıyamette en sıkıntılı anlarında, onu sıkıntılardan kurtarır.. Hadis-i Şerif
Kurban bizi alsın ve götürsün bir yakınlık diyarına... Ey yakınlığına muhtaç olduğumuz!... Yoluna kurban olduğumuz… Yakınlığını ver bize… Lebbeyk Allah’ım… Lebbeyk.. Kurbanımızı kabul, dualarımızı makbul eyle…
26.09.2014
25.09.2014
Kurban ibadeti maddî ve mânevî bütün oluşum ve yönleriyle insanın Allah ile, insanın insanla, insanın kurbanla, insanın kurbanlıkla iletişimini sembolize eden bir ibadettir. Mümin ve Müslümanın yüzünün ak olabilmesi için bu iletişimi akıllı ve şevkli bir hâle dönüştürmesi gerekir.
Sözlükte yaklaşmak, Allah’a yakınlaşmaya vesile olan şey anlamlarına gelen kurban, dinî bir terim olarak, ibâdet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı, kurban bayramı günlerinde usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder. Akıllı, hür, mukim ve dini ölçülere göre zengin sayılan mümin, ilâhî rızayı kazanmak gayesiyle kurbanını keser. Böylece hem maddi durumu yetersiz olup kurban kesemeyenlere bir şekilde yardımda bulunmuş, hem de Cenab-ı Hakk’a, yaklaşmış olur.
25.09.2014
25.09.2014
“Gazze halkına, masum çocuklara, kadınlara ve insanlara dua ederek Kadir gecesini ihya edin…” Kadir gecesi vesilesiyle bir kez daha vicdanı olan herkese ve âlem-i İslâm’a bir çağrıda bulunmak istiyorum. Vicdanını kaybetmiş tüm insanlığın gözü önünde vahşice bir katliamla karşı karşıya kalan mazlum ve mağdur Gazze halkına, masum çocuklara, kadınlara ve insanlara dua ederek Kadir gecesini ihya etmeye davet ediyorum.
Hüküm gecesi demektir. Buna göre, Kadir Gecesi demek: Takdîr-i ilâhi'de hükmolunmuş işlerin, yahut birçok işlere hükmeden muhkem emirlerin ayırdedildiği gece anlaşılır. Buradaki takdir'den maksat, ezeli hükmün açığa çıkmasıdır.
23.07.2014
11.08.2012
İslâm kaynaklarında belirtildiğine göre Allah Teâlâ bir takım hikmetlere dayanarak Kadir gecesini ve onun dışında daha bazı şeyleri de gizli tutmuştur.
Kadir gecesini ihyâ etmenin, yakalamanın en akıllıca şekli, i'tikâfa girmek, ramazanın son on gününü camide geçirmek, geceleri uyumamak, ibadet etmek, ibadet sevabını kazanıp, ibadetle meşgul olup kadir gecesine böylece rastlamış olmak...
11.08.2012
11.08.2012
Ramazan bir feyiz, bereket ayıdır. Bu ayda inşallah bütün Müslümanlar affolup Allahla irtibatı sağlayarak ayrılırlar inşallah Ramazan bir ömre bedeldir. Eğer o ay hakkıyla idrak edilirse ve içindeki kadir gecesi idrak edilirse bir ömre bedel olur.
وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ تِبْيَانًا لِكُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً وَبُشْرى لِلْمُسْلِمينَ ..” "Ey Muhammed, sana, her şeyi açıklayan ve Müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, rahmet ve müjde olarak Kur'an-ı indirdik." (Nahl, 16/89)
11.08.2012
11.08.2012
Efendimiz (asm) "Kim Kadir gecesini, faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah'tan bekleyerek ibadet ve taatla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır" (Ebu Hureyre'den; Buhari ve Müslim, Kadir, 1).
“Biz Kur’an’ı Kadir Gecesi’nde indirdik. 2- Sen Kadir Gecesi’nin ne olduğunu bilir misin? 3- Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır. 4- O gece melekler ve Cebrail rablerinin izniyle her iş için inerler. 5- O gece fecrin doğuşuna kadar esenliktir, selamettir.”
11.08.2012
11.08.2012
Mekke ve Kabe yeryüzünün hem coğrafik merkezidir, hem de Tevhidin merkezidir. Vahyin beşiği, İslam Peygamberinin yurdu, Üm¬metin kıblesi, İslam'ın ilk defa hayata yansıya¬rak ümmete örnekler sunduğu coğrafyadır Mekke ve şarz kaynağıdır Kabe. İşte hac vasıta¬sıyla müslümanların o kaynağa başvurup, ondan kana kana dolmalarıyla İslam'ın temsil¬cileri olan hacıların şahsında Tevhid yenilenir, neşv ü nema bulur. Hac görevini yapan insanlar, günahlarından arınırlar, tekrar günaha dönmeme kararlılıklarıyla ülkelerine dönerler ve orada daha güzel bir hayatın adamı olmaya çalışırlar.
Kerim'deki "Hani bir zamanlar İbrahim'e Kâbe'nin yerini hazırlamış ve ona şöyle demiştik: ..." (Hac, 26) ayetini; veya: "Hani bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Kâbe'nin temellerini yükseltiyor ve..." ayetini (Bakara, 127) bu konuda delil olarak ileri sürenlerin kastettiği mana şudur: Kâbe'nin yeri Allah Teala'nın ezelî ilminde takdir edilmiştir, dolayısıyla yeri bellidir; ancak Kâbe'nin inşası, İbrahim (a.s.) ile oğlu İsmail (a.s.) tarafından gerçekleştirilmiştir. Tarihi olarak bu zaman diliminden öncesine ait bilgi ve rivayetler Benî İsrâil(Yahûdi ve Hristiyan) kaynaklarından nakledilmektedir ki, kural olarak, bunları ne doğruluyor ne de yalanlıyoruz. En doğrusunu sadece Allah bilir!
31.05.2014
31.05.2014
Hac, yıllık, dinî, ilmî, politik, diplomatik, ekonomik, sosyal uluslar arası bir kongredir. Onda dünyanın çok değişik yerlerinden gelen seçkin ilim adamları karşılıklı fikir ve görüş alış verisinde bulunur, birbirlerinin çalışmalarından haberdar olurlar. Diplomatik görüşmeler yapılır, yeni stratejiler belirlenir. Hac büyük bir ekonomik Pazar olarak pek çok kişinin para kazandığı, görgüsünü-bilgisini artırdığı büyük bir panayırdır. Müslümanların yetkin ve seçkin kişileri, insanlığın geride bıraktığı bir yılı gözden geçirir ve gelecek bir yıla dair plan ve programlar yapar, birbirlerine yararlı tavsiyelerde bulunurlar.
İslâm’da ümmet kavramı ilk defa Hz. Peygamber(s.) tarafından Medine’de oluşturulan ilk sosyal/ politik birliktelik için kullanılmıştı. Burada ümmet, o gün Medine’de yaşayan, bir ana çerçevede yer alan ve Medine’nin ortak savunmasına katılacak olan (Yahudi, Hıristiyan gibi) farklı beşeri unsurları da içine alan bir anlama sahipti. Daha açık bir nitelemede bulunmak gerekirse bu, Hz. Peygamber’in(s.) inisiyatifinde kurulmuş bir “Medine Ümmeti” idi. Daha sonraki şartlar, bu sosyal/ politik birlikteliği ayrıştırdı; Müslümanlar ayrı bir ümmet haline geldi. Zamanla ümmet kavramı Müslüman kitleyi anlatmada o kadar özdeşleştirilerek kullanıldı ki ümmet kelimesi tek başına da bir mensubiyet duygusuyla birbirine bağlı Müslümanlar birliği anlamına geldi.
31.05.2014
31.05.2014
Rasulüllah (s.a.s.) veda haccı hutbesinde bu ortak değere dikkat çekerek şöyle buyurmuştu: “Ey insanlar! Bilesiniz ki Rabbiniz birdir, babanız birdir. Bilesiniz ki Arab’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap olana üstünlüğü yoktur. Kırmızı derilinin siyah deriliye, siyah derilinin kırmızı deriliye takvadan başka bir sebeple üstünlüğü olamaz. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 411.) Hadisin getirdiği istisna, başkalarına kaşı üstünlük elde etme yolunun takva yani Allah’a karşı gelmekten sakınmak bilinci olduğunu söylüyor. Bu bilinç aslında İslam’ın telkin ettiği eşitlik bilincinin de temelini oluşturur. Mutlak üstün Allah olunca, O’nun yarattıklarının kendi aralarında üstünlük vehmini yaşamaları takva bilincine aykırı düşer.
Miraç hadisesinde Sevgili Peygamberimize O’nun vesilesi ile bizlere çok büyük müjdeler verilmiştir. Bu müjdeler ve bu müjdelerin mahiyetleri şöyledir. İlk olarak verilen ve ümit var olmamıza ve imanımıza sahip olmamızın ne denli önemli olduğunu vurgulayan müjde “Hz. Peygamberin ümmetinden Allah’a şirk koşmayanların Cennete gireceği” dir. Müslüman hataya düşebilir, günahlar içinde olabilir, asla imani konularda inkara gitmemeli Allah’ın emir ve yasakları inkar etmemelidir. Çünkü günahı işlemek günahı, günahı inkar etmek inkarı gerektirir.
31.05.2014
22.05.2014
 1 


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam58
Toplam Ziyaret293751
Hava Durumu
Anlık
Yarın
16° 24° 16°
Saat
Vaaza Başlama Duası

Mevlid Kandili Dua Örneği

Dua

VAAZ KILAVUZU

KURBAN DUASI
KURBAN REHBERİ